Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – II. Dünya Savaşı alevlenmiş, savaşa girmeyen az ülke arasına Türkiye de girmişti. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ortasında Türkiye güvenli bir merkez olmuştu. Öyle ki pek çok ülkeden siyasetçi ve askerler toplantılarını ya da konaklamalarını ülkemizde yapıyordu. Pek çok isim için konaklama adresi tabii ki İstanbul gözdesi ve Türkiye’nin ilk oteli Pera Palas’tı. Romanlara, efsanelere ve tarihe açılan bir kapı olan bu otel, I. Dünya Savaşı döneminde de dünyanın yeni düzenine şahit olmuştu. Şimdi Türkiye içinde bile olmadığı bir savaşın yarasını almak üzereydi. 11 Mart 1941 gecesi Sofya’dan gelen İngiliz diplomat ve heyeti lobide bulunduğu sırada büyük bir patlama sesi duyulmuştu. Otelin ana giriş kapısında tozu dumana katan bir karışıklık ve çığlık sesleri vardı. Göz gözü görmüyordu. Yaralılar ve olay yerine ölenler dev bir kraterin içine düşmüş, sağ kalıp bilinci yerinde olanlar ilk iş yaralıları oradan çıkarmaya başlamıştı. Büyük patlama sesinden saniyeler önce ise cevabı aranan bir soru vardı. İşte o an herkesin kulaklarında çığlıklara eşlik eden soru duyuluyordu: Bu 2 bavul kimin?