Toplam 3725 Haber Bulundu.

1886da gemiden atıldı, şişedeki mesaj 132 yıl sonra bulundu! Koordinatlar verilmiş Kategorisi için haberler

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – II. Dünya Savaşı alevlenmiş, savaşa girmeyen az ülke arasına Türkiye de girmişti. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ortasında Türkiye güvenli bir merkez olmuştu. Öyle ki pek çok ülkeden siyasetçi ve askerler toplantılarını ya da konaklamalarını ülkemizde yapıyordu. Pek çok isim için konaklama adresi tabii ki İstanbul gözdesi ve Türkiye’nin ilk oteli Pera Palas’tı. Romanlara, efsanelere ve tarihe açılan bir kapı olan bu otel, I. Dünya Savaşı döneminde de dünyanın yeni düzenine şahit olmuştu. Şimdi Türkiye içinde bile olmadığı bir savaşın yarasını almak üzereydi. 11 Mart 1941 gecesi Sofya’dan gelen İngiliz diplomat ve heyeti lobide bulunduğu sırada büyük bir patlama sesi duyulmuştu. Otelin ana giriş kapısında tozu dumana katan bir karışıklık ve çığlık sesleri vardı. Göz gözü görmüyordu. Yaralılar ve olay yerine ölenler dev bir kraterin içine düşmüş, sağ kalıp bilinci yerinde olanlar ilk iş yaralıları oradan çıkarmaya başlamıştı. Büyük patlama sesinden saniyeler önce ise cevabı aranan bir soru vardı. İşte o an herkesin kulaklarında çığlıklara eşlik eden soru duyuluyordu: Bu 2 bavul kimin?

Kimse yüzüne bakmıyor ama dünyanın en sağlıklı bitkisi seçildi! Faydası çok Kategorisi için haberler

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – II. Dünya Savaşı alevlenmiş, savaşa girmeyen az ülke arasına Türkiye de girmişti. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ortasında Türkiye güvenli bir merkez olmuştu. Öyle ki pek çok ülkeden siyasetçi ve askerler toplantılarını ya da konaklamalarını ülkemizde yapıyordu. Pek çok isim için konaklama adresi tabii ki İstanbul gözdesi ve Türkiye’nin ilk oteli Pera Palas’tı. Romanlara, efsanelere ve tarihe açılan bir kapı olan bu otel, I. Dünya Savaşı döneminde de dünyanın yeni düzenine şahit olmuştu. Şimdi Türkiye içinde bile olmadığı bir savaşın yarasını almak üzereydi. 11 Mart 1941 gecesi Sofya’dan gelen İngiliz diplomat ve heyeti lobide bulunduğu sırada büyük bir patlama sesi duyulmuştu. Otelin ana giriş kapısında tozu dumana katan bir karışıklık ve çığlık sesleri vardı. Göz gözü görmüyordu. Yaralılar ve olay yerine ölenler dev bir kraterin içine düşmüş, sağ kalıp bilinci yerinde olanlar ilk iş yaralıları oradan çıkarmaya başlamıştı. Büyük patlama sesinden saniyeler önce ise cevabı aranan bir soru vardı. İşte o an herkesin kulaklarında çığlıklara eşlik eden soru duyuluyordu: Bu 2 bavul kimin?

Limonlu kekler tüy kadar hafif olsun! Pastacılık efsanesinden basit tüyo Kategorisi için haberler

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – II. Dünya Savaşı alevlenmiş, savaşa girmeyen az ülke arasına Türkiye de girmişti. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ortasında Türkiye güvenli bir merkez olmuştu. Öyle ki pek çok ülkeden siyasetçi ve askerler toplantılarını ya da konaklamalarını ülkemizde yapıyordu. Pek çok isim için konaklama adresi tabii ki İstanbul gözdesi ve Türkiye’nin ilk oteli Pera Palas’tı. Romanlara, efsanelere ve tarihe açılan bir kapı olan bu otel, I. Dünya Savaşı döneminde de dünyanın yeni düzenine şahit olmuştu. Şimdi Türkiye içinde bile olmadığı bir savaşın yarasını almak üzereydi. 11 Mart 1941 gecesi Sofya’dan gelen İngiliz diplomat ve heyeti lobide bulunduğu sırada büyük bir patlama sesi duyulmuştu. Otelin ana giriş kapısında tozu dumana katan bir karışıklık ve çığlık sesleri vardı. Göz gözü görmüyordu. Yaralılar ve olay yerine ölenler dev bir kraterin içine düşmüş, sağ kalıp bilinci yerinde olanlar ilk iş yaralıları oradan çıkarmaya başlamıştı. Büyük patlama sesinden saniyeler önce ise cevabı aranan bir soru vardı. İşte o an herkesin kulaklarında çığlıklara eşlik eden soru duyuluyordu: Bu 2 bavul kimin?

Pilavı tane tane pişirmek için gereken tek malzeme! Tereyağı sayesinde lapa olmuyor Kategorisi için haberler

Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek Milliyet.com.tr – II. Dünya Savaşı alevlenmiş, savaşa girmeyen az ülke arasına Türkiye de girmişti. Avrupa, Asya ve Amerika’nın ortasında Türkiye güvenli bir merkez olmuştu. Öyle ki pek çok ülkeden siyasetçi ve askerler toplantılarını ya da konaklamalarını ülkemizde yapıyordu. Pek çok isim için konaklama adresi tabii ki İstanbul gözdesi ve Türkiye’nin ilk oteli Pera Palas’tı. Romanlara, efsanelere ve tarihe açılan bir kapı olan bu otel, I. Dünya Savaşı döneminde de dünyanın yeni düzenine şahit olmuştu. Şimdi Türkiye içinde bile olmadığı bir savaşın yarasını almak üzereydi. 11 Mart 1941 gecesi Sofya’dan gelen İngiliz diplomat ve heyeti lobide bulunduğu sırada büyük bir patlama sesi duyulmuştu. Otelin ana giriş kapısında tozu dumana katan bir karışıklık ve çığlık sesleri vardı. Göz gözü görmüyordu. Yaralılar ve olay yerine ölenler dev bir kraterin içine düşmüş, sağ kalıp bilinci yerinde olanlar ilk iş yaralıları oradan çıkarmaya başlamıştı. Büyük patlama sesinden saniyeler önce ise cevabı aranan bir soru vardı. İşte o an herkesin kulaklarında çığlıklara eşlik eden soru duyuluyordu: Bu 2 bavul kimin?

Yanlış teşhis çocukluğunu kararttı! Yıllar sonra aynı doktorun hayatını kurtardı: Her gece dua ettim Kategorisi için haberler

Gonca Kocabaş Milliyet.com.tr - Bugün Vanda kendi kliniğinde Türkiyenin dört bir yanından gelen hastaları kabul eden, aile hekimliği uzmanı, akademisyen ve medikal estetik alanında İtalyada yüksek lisans yapmış Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcının meslek yolculuğu, henüz beş yaşındayken evlerine gelen genç bir doktoru hayranlıkla izlemesiyle başladı. Doç Dr.Dilek Dilek Kuşaslan Avcı, babasının memur olması nedeniyle 2-3 yılda bir çıkan tayinlerle Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayarak büyüdü. Tıp yolculuğu 1993’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine girmesiyle başladı. Mezun olup evlendikten sonra eş durumu ile birkaç şehirde yaşadıktan Dilek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Aile Hekimliği ihtisası yaptı. Uzman olunca beş yaşındaki oğlunu eşiyle Van’da bırakarak bir yıl Bitlis Hizan’da mecburi hizmet yaptı. Bitince Van’a gelip üniversitede akademisyen oldu.

Aracınızı çaldıran hata evin girişinde başlıyor! Çözümü ise bisküvi kutusunda, hırsızlar çekiniyor Kategorisi için haberler

Gonca Kocabaş Milliyet.com.tr - Bugün Vanda kendi kliniğinde Türkiyenin dört bir yanından gelen hastaları kabul eden, aile hekimliği uzmanı, akademisyen ve medikal estetik alanında İtalyada yüksek lisans yapmış Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcının meslek yolculuğu, henüz beş yaşındayken evlerine gelen genç bir doktoru hayranlıkla izlemesiyle başladı. Doç Dr.Dilek Dilek Kuşaslan Avcı, babasının memur olması nedeniyle 2-3 yılda bir çıkan tayinlerle Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayarak büyüdü. Tıp yolculuğu 1993’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine girmesiyle başladı. Mezun olup evlendikten sonra eş durumu ile birkaç şehirde yaşadıktan Dilek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Aile Hekimliği ihtisası yaptı. Uzman olunca beş yaşındaki oğlunu eşiyle Van’da bırakarak bir yıl Bitlis Hizan’da mecburi hizmet yaptı. Bitince Van’a gelip üniversitede akademisyen oldu.

Patlıcanı böyle kızartınca hiç yağ çekmiyor! Sırrı nişastadaymış: Hepsini tavaya atmayın Kategorisi için haberler

Gonca Kocabaş Milliyet.com.tr - Bugün Vanda kendi kliniğinde Türkiyenin dört bir yanından gelen hastaları kabul eden, aile hekimliği uzmanı, akademisyen ve medikal estetik alanında İtalyada yüksek lisans yapmış Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcının meslek yolculuğu, henüz beş yaşındayken evlerine gelen genç bir doktoru hayranlıkla izlemesiyle başladı. Doç Dr.Dilek Dilek Kuşaslan Avcı, babasının memur olması nedeniyle 2-3 yılda bir çıkan tayinlerle Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayarak büyüdü. Tıp yolculuğu 1993’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine girmesiyle başladı. Mezun olup evlendikten sonra eş durumu ile birkaç şehirde yaşadıktan Dilek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Aile Hekimliği ihtisası yaptı. Uzman olunca beş yaşındaki oğlunu eşiyle Van’da bırakarak bir yıl Bitlis Hizan’da mecburi hizmet yaptı. Bitince Van’a gelip üniversitede akademisyen oldu.

Hormon dostu çikolata trendi tüm dünyayı sardı! Rafine şekerin yerini alabilecek mi? Kategorisi için haberler

Gonca Kocabaş Milliyet.com.tr - Bugün Vanda kendi kliniğinde Türkiyenin dört bir yanından gelen hastaları kabul eden, aile hekimliği uzmanı, akademisyen ve medikal estetik alanında İtalyada yüksek lisans yapmış Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcının meslek yolculuğu, henüz beş yaşındayken evlerine gelen genç bir doktoru hayranlıkla izlemesiyle başladı. Doç Dr.Dilek Dilek Kuşaslan Avcı, babasının memur olması nedeniyle 2-3 yılda bir çıkan tayinlerle Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayarak büyüdü. Tıp yolculuğu 1993’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine girmesiyle başladı. Mezun olup evlendikten sonra eş durumu ile birkaç şehirde yaşadıktan Dilek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Aile Hekimliği ihtisası yaptı. Uzman olunca beş yaşındaki oğlunu eşiyle Van’da bırakarak bir yıl Bitlis Hizan’da mecburi hizmet yaptı. Bitince Van’a gelip üniversitede akademisyen oldu.

Tansiyonunuzu 30 saniyede düşürün! Ölçümden önce mutlaka yapın, aradaki fark şaşırtıyor Kategorisi için haberler

Gonca Kocabaş Milliyet.com.tr - Bugün Vanda kendi kliniğinde Türkiyenin dört bir yanından gelen hastaları kabul eden, aile hekimliği uzmanı, akademisyen ve medikal estetik alanında İtalyada yüksek lisans yapmış Doç. Dr. Dilek Kuşaslan Avcının meslek yolculuğu, henüz beş yaşındayken evlerine gelen genç bir doktoru hayranlıkla izlemesiyle başladı. Doç Dr.Dilek Dilek Kuşaslan Avcı, babasının memur olması nedeniyle 2-3 yılda bir çıkan tayinlerle Türkiye’nin pek çok şehrinde yaşayarak büyüdü. Tıp yolculuğu 1993’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesine girmesiyle başladı. Mezun olup evlendikten sonra eş durumu ile birkaç şehirde yaşadıktan Dilek, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde Aile Hekimliği ihtisası yaptı. Uzman olunca beş yaşındaki oğlunu eşiyle Van’da bırakarak bir yıl Bitlis Hizan’da mecburi hizmet yaptı. Bitince Van’a gelip üniversitede akademisyen oldu.

7sinde cilt bakımı, 10 yaşında makyaj! Uzmanlardan performatif çocuk uyarısı: 19 yaş altına yasak Kategorisi için haberler

Betül Topaklı Milliyet.com.tr -Sosyal medyada yetişkinler gibi makyaj yapan, kullandıkları cilt bakım ürünlerini tanıtan, giyimleriyle ön plana çıkıp, kendilerine yeni bir izleyici bir takipçi kitlesi oluşturan çocuklara performatif çocuklar deniyor. Günümüzde bu kavramı daha sık duymaya başladık. "Performatif çocuk’, psikiyatri veya klinik psikolojide yer alan resmî bir tanı değil” diyen Klinik Psikolog Dr. Öğr. Üyesi Pelin Hazer, “Daha çok günümüzün dijital kültürünü açıklamak için kullanılan sosyolojik ve psikolojik bir kavramdır. Çocuğun doğal, kendiliğinden davranmak yerine sürekli olarak bir izleyici kitlesi varmış gibi hareket etmesini ifade eder. Bu çocuk ne oynayacağını, nasıl konuşacağını, ne giyeceğini ve hangi duygusunu göstereceğini zamanla kendi isteğine göre değil; alkış, beğeni ve takipçi getirme ihtimaline göre belirlemeye başlayabilir. Böylece oyun bile eğlenmek için değil, kayda alınmak için oynanır. Buradaki temel mesele çocuğun kamera karşısına geçmesi değildir. Asıl risk, çocuğun değer duygusunun performansına bağlanmasıdır. Çocuk, ‘Ben olduğum için değerliyim’ yerine ‘İzlendiğim, beğenildiğim ve dikkat çektiğim sürece değerliyim’ düşüncesini geliştirebilir” dedi.