Toplam 4395 Haber Bulundu.

“Yazmak direnmektir Ayşe” Kategorisi için haberler

İlk roman denemem, babamın yeşil Olympia daktilosuyla yazdığım 29 sayfalık bir metindi. 19 yaşındaydım. Mimar Sinan Üniversitesi matematik bölümünde okuyor, yazar olma hayalleri kuruyordum. İyi de nasıl yazar olunur? Geleceğim, babam tarafından ‘Matematik öğretmeni’ olmam şeklinde kurgulanmış, zaten evde daktilonun çıkardığı çat çut seslerden şikâyetçi herkes, kimse yazma demiyor ama anlam da veremiyor. Oysa şaryoya beyaz kâğıdı geçirip yazmaya başladığım anda dünya duruyor, ben kendi anlamımın o duran dünyanın içinde bir yerlerde olduğunu seziyorum ama ne yapmam gerektiğini de bilmiyorum.

İkinci sınıfta seçmeli ders olarak sanat tarihi aldım. Dersin hocası sanatçı Gün İrk. Derse de, hocaya da bayılıyorum. Öğrenciler kendi aralarında konuşuyor: “Gün Hanım, Müjdat Gezen’in ilk eşiymiş.” Ben Gün hocama danışayım en iyisi diye karar verdim bir gün. O yazar çevrelerini tanıyor olabilir. Elimde 29 sayfalık metnim bir ders çıkışı durumumu anlattım. Çok ilgilendi, metni aldı, “Bir hafta sonra görüşelim,” dedi. Sonraki hafta ders çıkışı beni yanına çağırdı. “Türk Sinemasının önemli senaristlerinden, yazar arkadaşım Ayşe Şasa’yla konuştum. Şu gün şu saatte seni bekliyor.” Nasıl sevindiğimi bugün bile hatırlarım.

Randevu günü Ayşe Şasa’nın Yıldız Posta Caddesi’ndeki evine gittim. Geniş bir salon. Bir duvardan diğerine uzanan büyük kütüphane kitaplarla dolu. Sehpanın üstü, masa, koltuk kenarı… Daktilo sonra, orta yerde, yanında kâğıtlar, defterler. İnce uzun boylu bir kadın karşımda. 40’larının sonunda. Uzun simsiyah saçları var, aralarına beyazlar karışmış. Tok bir ses tonu. Ciddi. Beni dinledi. Ona uzun uzun yazmayı çok sevdiğimden ama nasıl ilerleyeceğimi bilmediğimden söz ettim. 29 sayfalık metnimi aldı. Okuyacağını söyledi.

15 gün sonra tekrar buluştuk. “Bak yavrucuğum” dedi. Sesinde şefkat vardı bu defa. Genç bir kızın duygulu kaleminden çıkma otobiyografik metni işaret ederek “Çok istersen basılır ama tavsiye etmem. Muazzez Tahsin Berkant ve Kerime Nadir karışımı bir yazar olarak ortaya çıkmanı istemem çünkü. İyi haber şu: Sende yazarlık mayası var. Ama kendi dilini bulmalısın. Okumaya ve yazmaya devam et” dedi. Dediğini yaptım, okumaktan ve yazmaktan hiç vazgeçmedim; ilk romanım “Kaç Zil kaldı Örtmenim?” tam 20 yıl sonra çıktı.

O gün 19 yaşındaki matematik öğrencisine vakit ayıran, onun elinden tutan, yol gösteren Ayşe Şasa hayatımın en önemli figürlerinden biridir. O yaşlarda çok farkına varamadığım bu şans, yıllar içinde Şasa’yla ilgili bilgim arttıkça, onun Türk sinemasının düşünürlerinden biri olduğunu öğrendiğimde, tüm filmlerini izlediğimde anlam çerçevesini genişletti. Bir daha hiç görüşemedik. Ama uzaktan uzağa izlemeye devam ettim onu. Ketebe Yayınları’ndan çıkan “Delilik Ülkesinden Notlar” ve “Bir Ruh Macerası” kitaplarında, yaşadığı hakikati bulma ve yazma serüveni bütün ayrıntılarıyla anlatılır. Yazmasına çocukluğunda ve ilk gençliğinde ailesi tarafından karşı çıkılan, vazgeçmeyen, erkek egemen sinema sektöründe kalemiyle var olmaya çalışan bir kadının, şizofreninin bulanık sularında verdiği büyük mücadeledir onun hayatı.

İşte o hayat, “Ayşe”, TRT’nin dijital platformu tabii’de 10 bölümlük ilk sezonuyla geçen hafta gösterime girdi. Yönetmenliğini Osman Nail Doğan’ın yaptığı, İdris Meydi ve Furkan Çalışkan’ın yer aldığı senaryo ekibinde de bulunduğu dizide Ayşe Şasa’yı Deniz Baysal, büyük bir başarıyla canlandırıyor. İyi yazılmış, iyi çekilmiş, iyi oynanmış bir yapım. Şasa’nın Batı’yı idealize eden ailesinde Hitler Almanya’sından kaçan dadılarla büyüdüğü çocukluk yılları, Robert Kolej dönemi ve gençliği arasında geçişlerle ilerleyen dizide yazarak nefes alıp verebilen, güçlü gibi görünse de eşi Bülent Oran’ın deyişiyle Andersen’in Kibritçi Kız’ı kadar kırılgan olan bir kadının korku filmlerini aratmayan hayatı, iç dünyası büyük bir sükunet içinde anlatılıyor. Kendi gerçeğini bulmak için verdiği zorlu mücadelede Atıf Yılmaz, Halit Refiğ, Kemal Tahir, Bülent Oran gibi gerçek yol arkadaşlarının yanı sıra, sanrılarında hayat bulan iki de hayali arkadaşı başrollerde. Bir yandan entelektüel yanı kuvvetli bir senarist olarak ‘görülmeye’ çalışıyor, bir yandan da kendi karanlığı içindeki ‘görünmezlik’le başa çıkmaya… Senaryolarını duygusal avantür Yeşilçam filmlerine çevirmeye çalışan yapımcılar, nüfus cüzdanını eline tutuşturup onu reddeden ailesi, yazarak yaşama inadı, çocukluğundaki dadıların hediyesi Hitler, Gestapo, polis sanrılarıyla verdiği mücadele, 1980 darbesinin sinemayı ve aydınları yerle bir edişinden aldığı yaralar, Batı dayatmacılığıyla geçen yıllarını kendi kültürünü öğrenerek temize çekme çabası… İbnü’l Arabi’nin “Füsusu’l Hikem” adlı kitabını okuyunca değişen dünyası. Tasavvuf yolunu seçişi. Alabildiğine zor bir hayat. Yazarak üstesinden gelmeye çalışılan. Pes eden, ayağa kalkan, yeniden düşen, direnen, bir daha yükselen bir Ayşe. Kulağında Kemal Tahir’in öğüdüyle: “Yazmak direnmektir Ayşe, kelimelerinle direneceksin”.

Diziyi izledikten sonra 19’undaki o genç kızın gözlerinin içine bakıp onu yazmaya cesaretlendiren genç kadını daha iyi anladım. Ben daha farkında bile değilken, bütün hayatım boyunca yazarak direneceğimi keşfetmişti. “Sende yazarlık mayası var” diyerek yolumu da çizmişti. Harcımda emeği olan hiç kimseyi ‘unutmak olmazdı, unutmadım’ ömrümce. Hele 12 yıl önce aramızdan ayrılan Ayşe Şasa’yı hiç. Dizi vesilesiyle onu ve kalemini bir kez daha sevgi ve saygıyla anıyorum.

İyi pazarlar.

Onuachu kral ama Muçi olmasaydı? Kategorisi için haberler

Trabzonspor ligde kadro sıkıntısı çeken takımlardan biri. Ara transferde öngörülen taleplerin tamamının karşılanmadığını biliyoruz. Bu süreç iğneyle kuyu kazmaya benzer. Sezon başı planlamalardaki hataların ve eksiklerin telafisi her zaman mümkün olmuyor.

Onuachu, Muçi yağdı gürledi, Mustafa, Oulai esti geçti...! Kategorisi için haberler

Açık konuşmak gerekirse; Antalyaspor ile Fethiyespor maçlarına bakılarak, Trabzonspor’un bu kadar etkili oynayacağını, skora damga vuracağını, imza atacağını birçokları tahmin etmemiştir, edememiştir.

Saha dışında susmak Kategorisi için haberler

Futbolun ve genel olarak sporun en büyük yalanlarından biri şudur: Saha dışı ayrı, saha içi ayrı. Oysa bugün bir spor figürü istemese de dünyanın tam ortasında durur. Sadece attığı golle, kazandığı kupayla değil; suskunluğuyla da konuşur. Çünkü artık spor, milyonların izlediği bir oyun olmaktan çıktı; küresel bir sahneye, politik ve kültürel bir etki alanına dönüştü.

Tarihi eser restorasyonunda ince çizgi: Taşın hafızasıyla oynamak Kategorisi için haberler

Yüksek lisans öğrenimim müzecilik üzerine olduğu ve uzun yıllardır Türkiye’nin önemli restorasyon projelerini kitaplaştırdığım için biraz da mesleki bir hassasiyetle hem Türkiye hem de Avrupa’daki restorasyon süreçlerini yakından takip etmekteyim. Restorasyon konusu gerçekten önemli ve oldukça niş bir alan. Türkiye ve Avrupa’da Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ciddi kültürel mirasa sahip ülkelerde restorasyon konusu hemen her zaman gündem oluyor. Kültürün yanı sıra ulusal tarih ve aidiyetin de ikonik sembolleri olan bu yapılar üzerinde gerçekleştirilen müdahalelerin kamu gündeminde kıyasıya tartışılması da kuşkusuz sürecin doğasının bir gereği. Restorasyon, mimarlık ve sanat tarihinin yanı sıra felsefi, hukuki ve toplumsal boyutları olan çok katmanlı ve sinir uçları hassas bir alan. Özellikle 20. YY’ın ortasından itibaren bu hassasiyet uluslararası metinlerle de çerçevelendi. Bu bağlamda en etkili metinlerden biri ise müze uzmanı olarak benim de detaylı inceleyegeldiğim, Venedik Tüzüğü oldu. 1964’te kabul edilen Venedik Tüzüğü, tarihi anıt ve sitlerin korunmasına ilişkin evrensel ilkeleri tanımlar. Tüzüğün en temel yaklaşımı, tarihi yapının özgünlüğüne ve belgesel değerine zarar vermeden korunması olarak öne çıkar.

Çocuk düşmanı öğretim üyesi! Kategorisi için haberler

Ankara Üniversitesi Kurumsal İletişim Koordinatörlüğü, X’ten şöyle bir duyuru yayınladı:

Miçotakis’in anlamlı ziyareti, Dendias Planı’nın çöküşü… Kategorisi için haberler

Yunanistan Başbakanı Miçotakis 11 Şubat’ta Ankara’da olacak.

Talep zayıfladı yatırım azaldı! Kategorisi için haberler

Elektrikli araçlara geçiş konusunda yaşanan yavaşlama, bu konudaki yatırımlarda düşüş, hatta iptaller yaşanmasına neden oluyor...

Kaz uçar da laz uçmaz mı? Kategorisi için haberler

Başlıktaki bu cümle Özdemir Bayraktar’a ait.