Başlığa bakıp, “Milli Takım bu akşam Kosova’yla Dünya Kupası için ‘ya herro ya merro’ maçına çıkıyor; bu Top-15 de neyin nesi?” demeyin hemen… ‘Bi’ sakin…
Geçen hafta Londra’nın ikonik kitapevi Maison Assouline’de Türkiye’den ve Londra’dan birçok isim bir araya geldi.
Takvim 31 Mart’ı gösterince insan ister istemez dönüp bakıyor. Seçim günü verilen sözlere, meydanlarda kurulan cümlelere, “şehrim için” diye başlayan o iddialı konuşmalara… Yıllardır bu işin içindeyim. Türkiye’nin dört bir yanını dolaştım. İl, ilçe, belde… Aynı sokaktan iki kez geçtim, bazen üç kez. Bir yerde yapılanı da gördüm, yapılmayanı da. İyi niyetle başlayan işleri de gördüm, sırf “öncekinden kaldı” diye rafa kaldırılan projeleri de.
Gökyüzü bu hafta öyle bir noktaya geldi ki artık yarım kalan, sürüncemede kalan, “bir bakalım” diye ertelenen konular dayanılmaz bir ağırlık yaratmaya başladı. İnsan psikolojisi gariptir; belirsizlik bazen kötü bir sonuçtan bile daha yorucudur. İşte bu yüzden bu hafta birçok kişi ya net bir karar alacak ya da hayat ona bir karar aldıracak.
Gelişmeleri AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hasan Basri Yalçın ile konuştuk.
Galatasaray’da Mauro Icardi kenara atılacak veya dışlanacak bir futbolcu değil. Evet sakatlandı, zor günler geçirdi, ailesiyle sorunlar yaşadı, hala da yaşamaya devam ediyor, buna rağmen 13 gol atmış. Bu futbolcu sevgiyle oynar ve anladığım kadarıyla Icardi’yi Galatasaray taraftarı ayakta tutuyor.
Sadece biz değil, dünya genelinde hemen herkesin sık sık dile getirdiği bir kavram var: