Savaşı kim kazanıyor, kim kaybediyor? Kategorisi için haberler
- İSRAİL AÇISINDAN DURUM...
- İSRAİL AÇISINDAN DURUM...
Hayat denen döngüyü salt bir zaman dilimi olarak yaşıyorsun. Ama bir şey oluyor, bir olay yaşanıyor ve oturup da düşündüğünde hayatın sadece zamandan ibaret olmadığını anlıyorsun!
Bir derbi haftası daha gelip çatınca, 1998–1999 sezonunun 12.haftasında Ali Sami Yen’de oynanan, Trabzonspor’un Galatasaray’ı 3-5 yendiği karşılama geldi aklıma.
A Milli Futbol Takımı’mız 24 yıl aradan sonra Dünya Kupası’na katılacak. Bırakın da, bir aydır süren yanı başımızdaki savaş yüzünden morali bozulan insanlar doya doya bunun keyfini çıkarsın...
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Mart ayı başında İran savaşına dair yaptığı açıklamayla herkesi şaşırtmıştı. Ülkesi Rusya ile savaştayken – hatta sahada işler pek iyi gitmezken - “Körfez, İran İHA’larına karşı yardımımızı istiyor”demişti. Bir sonraki hafta da Ukraynalı hava savunma sistemleri uzmanları, saha çalışması için bölgeye gitmişti.
Soykırımcı Hitler’in kasaplarından Heinrich Himmler; Nazilerin ırkçı politikalarının baş uygulayıcısıydı. Alman işgali altındaki Avrupa’da toplama ve imha kamplarını işletmekten ve Einsatzgruppen (SS görev kuvvetleri) ölüm mangalarını kurmaktan sorumluydu. Himmler’in yönetiminde Naziler, bu ölüm merkezlerinde milyonlarca Yahudi’yi gazla boğarak veya kurşunlayarak katletti. Kamplar ayrıca ucuz zorunlu iş gücü ve gönülsüz tıbbi deneyler için denekler sağladı. Ağustos 1941’de Himmler, 100 Yahudi’nin kurşuna dizilişine tanık oldu. Öfkeyle ateş edildiğini ilk kez duyuyor ve ölü insanları ilk kez görüyordu; açık mezara bakarken, yüzüne bir kurbanın beyninden kan sıçrayınca solgunlaştı ve sendeledi, düşmemesi için tuttular. Başka öldürme yöntemlerinin bulunması gerektiğine karar verdi. Onun emriyle, 1942’nin başlarında Auschwitz kampı, kurbanların böcek ilacı kullanılarak öldürüldüğü gaz odalarının eklenmesi de dahil olmak üzere büyük ölçüde genişletildi. Temmuz 1942’de kampı ziyaret etti. 2 numaralı sığınakta gaz odası kullanılarak yapılan toplu bir katliamın gösterisini izledi...Himmler Nazi ideolojisinin radikal savunuculuğu ile çelişkili, dengesiz ve karmaşık bir yapıya sahipti. Hitler gibi ağır psikopat, bir o kadar da korkaktı...
? ? ?
1937 tarihli bir okul rehberi, erken Cumhuriyet döneminde İstanbul’daki eğitim dünyasının genişliğini gösterirken, aradan geçen yıllara rağmen bugün eğitimde ne kadar ilerlediğimiz sorusunu da ister istemez düşündürüyor...
Kosova ile Kosova’da yaptığımız milli maç başlarken seyirciler taşkınlık yapmış. Futbolcumuz Abdülkerim yana yakıla anlatıyor: