Eğitimin yüzlerce farklı amacı var. Onlardan birisi de yaşam kalitesini yükseltmek ve eğitim alanı mutlu etmektir. Peki bu önemli görevini ne kadar yerine getiriyor? Kafasını sınav bataklığından ne zaman çıkartacak? Çok daha önemlisi asli görevlerini ne zaman hatırlayacak?
15-20 gündür bakıyorum kıyametler kopuyor: ‘Türkiye’nin tek sorunlu kulübü Galatasaray’, ‘Başkan istifa edecek’, ‘ Okan Buruk kovulacak’... Bunun gibi bir sürü saçma sapan şeyler konuşuluyor, yazılıyor. İşin tuhaf tarafı bu tür saçmalıklara inananlar var.
Bu oyunda hiçbir skorun garantisi yoktur! Kaldı ki İnönü Stadı’nda ne skorlar gördü bu gözler! Valeranga ‘faciası’ hala hafızalarda kazılı... Beşiktaş, ilk maçta avantajı kaptı, ne var ki tur için yeterli miydi, asla? Artı Hradec Kralove öyle sanıldığı gibi kolay lokma değildi. Yani rehavete kapıldığınız anda, hayal kırıklığına yelken açma olasılığınız yüksekti! Kralove fizik gücü ve geçişleriyle tehlikeli bir takım ancak Kartal bizi mahçup etmedi, turu söküp aldı.
“Önce yakacağız, sonra kim olduğunu soracağız”
En son 2008-2009 sezonunda UEFA Şampiyonlar Liginde yer almıştı Fenerbahçe... MTK Budapeşte (5-02-0) ve Partizanı (2-12-2) eleyerek gruplara kalmışlardı. Partizan deplasmanında ilk yarı 2-0 geriye düşen Luis Aragonesin ekibi, sihirbaz Alexin penaltısıyla farkı bire indirirken, ikinci devre Güiza ile tura uzanıyordu...
Aradan çok yıllar geçti fakat hiçbir yönetim kurulu, hiçbir teknik direktör ve büyük harcamalar yapılarak kurulan hiçbir kadro Şampiyonlar Ligi hasretini bitiremedi. Özellikle play-off turları çok canımızı yaktı. Son olarak geçen sezon Benfica, Devler Ligi biletini adeta elimizden kapmıştı.
Gün içinde ne çok şey duyuyoruz. Telefon bildirimleri, konuşmalar, haberler, yapılacak işler, yetişmemiz gereken saatler ve bir türlü bitmeyen sorumluluklar… Zihnimiz neredeyse hiç boş kalmıyor. Üstelik hem dışarıdan gelen seslerle hem de kendi içimizde sürüp giden konuşmalarla oldukça meşgulüz. Ne yapmamız gerektiğini, neyi daha iyi yapabileceğimizi, nerede eksik kaldığımızı düşünüyor, bazen henüz yaşamadığımız günlerin yükünü bile bugünden taşımaya başlıyoruz. Bunca sesin arasında ise belki de en az duyduğumuz kişi yine kendimiz oluyoruz.