Futbolda erken konuşmak, peşin hükümlü olmak, aceleci değerlendirmeler yapmak hiç de iyi bir şey değildir aslında ama Vincenzo Italianoya hakkını teslim etmek zorundayız...
İtalya ile Türkiye arasındaki kültürel-duygusal benzerlikler, İtalyan teknik adamların son yıllarda ülkemizde elde ettikleri başarıda bana göre çok önemli rol oynuyor. Vincenzo Montella ile Daniele Santarellinin uyumları ve başarıları ortada. Bu sezon Montella-Santarelli ikilisine bir İtalyan daha katıldı; Vincenzo Italiano...
Sergen Yalçınla yolları ayıran Başkan Serdal Adalının Futbol Direktörü Önder Özenin önerisiyle Italianoyu göreve getirmesi hem çok cesur hem de çok rasyonel bir adımdı. 48 yaşındaki İtalyan hocanın, Bologna ve Fiorentinadaki başarıları, oynattığı agresif futbol, yakaladığı istatistikler ve her zaman mükemmeli arayan bir teknik adam olması Beşiktaşın beklentileriyle gayet uyumluydu...
Beşiktaş yaz kampındaki hazırlık maçlarında çok iyi sinyaller vermedi belki ama takımda net bir ışık vardı. Italianonun futbola hangi pencereden baktığını ve hedeflediği oyunu anlamak çok zor değildi. Kaptan Orkun başta olmak üzere Dünya Kupasından dönen oyuncuların takıma katılması, yeni transferlerin birer birer kadroya dahil edilmesi çıtayı kısa sürede yükseltti.
Midtjylland maçı Vincenzo Italianonun ilk resmi sınavıydı ve Beşiktaşın oyunu güven verdi. Yaz sıcağında üç eleme turu geçerek UEFA Avrupa Ligine yükselen Beşiktaş, ligde ilk 5 maçta 4 galibiyet elde etti. Alanyaspor ve Kauno Zalgiris deplasmanlarında alınan sürpriz yenilgilerden ders çıkardı Italiano. Çorum FK (6-2), Fenerbahçe (1-2) ve Erzurumspor (3-0) maçları 3te 3 ile geçildi, Italianoya duyulan güven de haliyle tavan yaptı...
Valerien Ismael, Fernando Santos, Giovanni van Bronckhorst, Ole Gunnar Solskjaer ve Sergen Yalçın kötü teknik adamlar mı? Hayır değiller ancak şöyle bir gerçek de var... Ismael boşta, Santos boşta, Bronckhorst iki ay önce Feyenoordla anlaştı, Solskjaer UEFAda maç analisti ve Sergen Yalçın yorumcu olarak hayatına devam ediyor.
Vincenzo Italianodan önce Beşiktaşta görev yapan beş teknik adamın bugünkü durumları pek çok şey anlatıyor ama biz detaylara girmeden Vincenzo Italianoya geri dönelim...
Pozitif enerjisi, kısa sürede takıma aşıladığı kazanma arzusu, müthiş hırsı, futbola bakışı ve vizyonuyla Beşiktaşa çok yakıştı Italiano... Uzun yıllardır beklenen adamdı ve siyah-beyazlı takıma ilaç gibi geldi. Vincenzo Italiano göreve başladıktan sonra Başkan Serdal Adalı başta olmak üzere Beşiktaşlıların yürüyüşü bile değişti!
En başta ifade etmeye çalıştığım gibi futbolda erken konuşmak iyi değildir ama Italiano liderliğindeki Beşiktaşın oyunu çok şey vadediyor. Siyah-beyazlı takım; ruh hali, geri adım atmayan futbol anlayışı, sürekli daha fazlasını istemesi ve enerjisiyle bana göre bu sezon şampiyonluk yarışının net favorisidir. Beşiktaşın UEFA Avrupa Liginde de güzel işler başarabileceğini düşünüyorum. Siyah-beyazlı takımın performansını merakla ve çok yakından takip ediyorum...
Unutmadan... Vincenzo Italianonun şimdiye kadar futbola, rakiplere ve hakemlere karşı olan tutumuna da tam not veriyorum. Hem saha kenarında hem de mikrofon başında centilmenliği elden bırakmayacağına inanıyorum ve tebrik ediyorum...